Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, Aksiyon dergisinden İdris Gürsoy’a çarpıcı açıklamalar yaptı. İktidara geldiklerinde darbe endişesi yaşadıklarını söyledi. 12 Eylül 2010’da gerçekleştirilen anayasa referandumunun büyük bir milat olduğunu, yargının bu adımla tamamen bağımsız hale geldiğini vurguladı. Ergenekon ve Balyoz davalarının Türk demokrasisi için çok önemli kararlar içerdiğini belirten Arınç, “Allah o savcılardan razı olsun ki hiçbir şeyden korkmadan soruşturmalarını güzel bir şekilde yaptılar, mahkemeler de kararını verdi. Onlara bütün Türkiye’nin demokrasi adına büyük bir borcu var. Şimdi hiçbir şeyden korkmuyoruz.” dedi.
Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Bülent Arınç, AK Parti olarak iktidara geldikten sonra karşılaştıkları zorlukları, AK Parti iktidarına karşı planlanan darbe girişimlerini, 2010 Anayasa referandumunu ve 2014 yılında yapılacak Cumhurbaşkanlığı seçimi başta olmak üzere Türkiye’nin önemli gündem maddelerini Aksiyon dergisinden İdris Gürsoy’a değerlendirdi. Arınç, 12 Eylül referandumunun hükümetin işini kolaylaştırdığını ifade ederken özel yetkili mahkemelerle savcıları unutmadı:
“Allah o savcılardan razı olsun ki hiçbir tehdide aldırış etmeden, hiçbir şeyden korkmadan soruşturmalarını çok güzel bir şekilde yaptılar, mahkemeler de incelemelerini yaptı, yargı kararını verdi. Biz şimdi hiçbir şeyden korkmuyoruz.”
Ergenekon, Balyoz ve 28 Şubat gibi darbe davalarını yüzyılın en önemli olayları olarak değerlendiren Arınç, cuntaların açığa çıkarılması, soruşturulması, yargılanması ve sonunda cezalara çarptırılmasının dünya çapında bir olay olduğunu ve bugüne kadar hiçbir siyasetçinin böyle bir şey olacağından emin olmadığını kaydetti. AK Parti iktidara geldiğinde “Acaba bunların hesabı sorulabilecek mi, darbe özlemcileri bundan sonra bu işe tevessülden geri kalacak mı?” şeklinde endişelerinin olduğunu dile getiren Arınç, şöyle devam etti: “Mesela ben Meclis Başkanı’ydım. Yurtdışından ziyaretçiler gelirdi. Biz onlara yeni Türkiye’yi anlatırdık, ama uğurlarken biraz da yüzleri kızararak, kulağımıza eğilerek ‘Bundan sonra darbe olur mu?’ diye sorarlardı. Biz ‘Kesinlikle böyle bir şey yok, nereden çıkarıyorsunuz?’ derdik, sonra da kendi nefsimize dönüp ‘Bu adamlar bunu söylüyorlar, demek ki Avrupa’da böyle bir kaygı var, tehlike görülüyor’ derdik.”
Hükümet Sözcüsü Arınç, camia ile AK Parti arasındaki gerilim iddialarına da cevap verdi. Fethullah Gülen Hocaefendi’’nin Türkiye’yi ve dünyayı çok yakından takip ettiğini anlattı. 12 Eylül 2010 referandumunda ‘Evet’ çıkması için camianın kadınıyla erkeğiyle kapı kapı dolaştığını hatırlatan Arınç, “Biz bugün ne yapıyorsak 12 Eylül referandumundan aldığımız güçle yapıyoruz. Hocaefendi, hükümetimizin bu on yıldır yaptığı, başarılı olduğu icraatların hepsini takdir ediyor. Ancak bazı konularda şüphesiz daha dikkatli olunmasını, belki üslup konusunda bazı konulara daha fazla dikkat edilmesini istiyor. Ben bunları Başbakan’ımıza da aktardım. Arada dolaşıp giden laflardan uzak kalmak gerektiğini biz de Hocaefendi de ifade ediyoruz. Eğer arada bir haber gelmişse veyahut herhangi bir şey varsa, bunu doğrudan ilişki kurmak suretiyle rahatlıkla öğrenebiliriz veya bir yanlış varsa düzeltebiliriz.” dedi.
Arınç, Suriye’ye askeri müdahale konusunda ise “Koalisyon oluşacaksa gözümüz kapalı böyle bir koalisyonda yer almayız. Ölçer biçer, Türkiye ve Suriye’nin lehine bir netice olacaksa bu koalisyonun içinde yer alırız. Suriye ile ilgili Meclis’in yetkisi var. Ek yetki almamız gerekirse onu da alırız. Meclis yetki verirse bu kullanılır.” yorumunu yaptı.
‘Arkadaşımız Erdoğan adayımız’ deriz, iş biter
Arınç, gündemin sıcak konularından 2014 Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde kimin aday olacağı yönünde önemli ipuçları verdi. İlk defa halk tarafından cumhurbaşkanı seçileceğini hatırlatan Arınç, mevcut Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün ikinci kez aday olma hakkının olduğunu söyledi. 20 milletvekilinin aday gösterdiği herkesin aday olabileceğini dile getiren Arınç, “Muhalefetin adayı görünmüyor. Başbakanımız aday olmak isterse hiçbir sorun olmadan ‘Arkadaşımız Tayyip Erdoğan adayımız’ deriz, bu iş biter. Sayın Başbakan bunu arzu ederse olması da doğaldır, Abdullah Gül’ün böyle bir istek karşısında farklı düşüneceğini zannetmiyorum.” ifadelerini kullandı.