Attilâ İhan mezarı başında anıldı

Türk edebiyatının usta kalemi Attilâ İlhan, ölümünün 8’inci yılında, bugün mezarı başında anıldı.

 

10 Ekim 2005 tarihinde 80 yaşındayken İstanbul’daki evinde geçirdiği ikinci kalp krizi sonucu hayata veda eden şair, yazar ve düşünür, vefatının sekizinci yıldönümünde “Attilâ İlhan Bilim, Sanat ve Kültür Vakfı”nın düzenlediği bir törenle anıldı.

 

 
Atillâ İlhan
15 Haziran 1925’te İzmir’in Menemen ilçesinde doğan şairin tam adı, Attilâ Hamdi İlhan’dır. İlk ve orta eğitiminin büyük bir bölümünü İzmir’de tamamlayan İlhan, Nazım Hikmet şiirleriyle yakalanınca 1941 yılının Şubat ayında, 16 yaşındayken tutuklandı ve okuldan uzaklaştırıldı. Lise son sınıftayken amcasının kendisinden habersiz katıldığı CHP Şiir Armağanı’nda “Cebbaroğlu Mehemmed” şiiriyle ikincilik ödülünü, pek çok ünlü şairi geride bırakarak aldı. Liseden 1946’da mezun oldu.

 

 

İstanbul Hukuk Fakültesi’ne girdi, ancak bitirmedi. Son sınıfta gazeteciliğe başlayarak, eğitimini yarım bıraktı. Üniversitede okurken Yığın ve Gün gibi dergilerde ilk şiirleri yayımlanmaya başladı. 1948’de ilk şiir kitabı Duvar’ı kendi imkânlarıyla yayımladı. Sinemayla olan ilişkisi, 1953’te Vatan gazetesinde sinema eleştirileri yazmasıyla başladı.

 

 

Onbeşe yakın senaryoya Ali Kaptanoğlu adıyla imza attı. Sinemada aradığını bulamayınca 1960’ta Paris’e geri döndü. Televizyonculuğu incelediği bu dönem, babasının ölmesiyle birlikte yazarın İzmir dönemini başlattı. Sekiz yıl İzmir’de kaldı. Demokrat İzmir gazetesinin başyazarlığını ve genel yayın yönetmenliğini yaptı.

 

 

İlk romanı Sokaktaki Adam yayımlandığında 10 roman yazmıştı. Bunlar hiç gün ışığına çıkmadı. Attilâ İlhan bunun sebebini bir söyleşide şöyle açıklıyor: “… birçok roman yazdım daha önceden. Ama neden yayınlamadım? Çok akıllıca bir sebebi vardı. Çünkü biliyorum ki yazarlar ilk romanlarında kendilerini anlatırlar. O da romancılık değildir. Günlük tutmaktır.” Yazarın olgunluk dönemi diye tanımlanabilecek edebiyat süreci Kurtlar Sofrası ile başladı. Her romanda yer alan karakterler, Türkiye’nin tarihinde köşebaşlarını oluşturmuş dönemlere ayna tutan aydınlardır.